Yine Konut Projesi!

Eylül ayı sonuna doğru geldiğimiz bu günler de, Ülkemizde bir toplu konut fırtınası esiyor. Sosyal devletlerin dar gelirliye konut yapması olması gereken bir projedir.

TOKİ dar gelirliye piyasanın çok altında kar amacı olmadan hatta zararına konut yapar. Bu çok doğal ve normaldir. Peki, bu proje bizim anlattığımız tarzda bir proje midir?

Bu soruya cevap vermeden ülkemizin çok kabaca bir özetini yapalım;

Sanayi üretimi yüzde 6,2 oranında geriledi.

Perakende satış yüzde 0,3 daraldı.

Temmuz tatil ayı olması üretimi azaltabilir, cironun da azalması düşündürücüdür. Toplam talepte daralma devam etmektedir.

Cari açık 36,7 milyar dolar oldu.

GSYH(gayrisafi yurt içi hâsıla)oranı yüzde 6 kadar oldu. En yüksek cari açığı yaşıyoruz.

Gayrimenkul dışında doğrudan yatırım gelmedi.

600 milyon dolar çıkış yaşandı.

24,5 milyar dolar kaynağı belli olmayan para girişi oldu. 

ÜFE yüzde 143,75 oranında arttı.

TÜFE yüzde 80,21 oranında arttı.

TCBM faizi yüzde 13, Dolar 18,28 civarında.

Başımızda Dolara endekslenmiş Kur korumalı mevduat var ki Hazineye ve TCBM için ciddi yük getirmeye devam ediyor.

Konut fiyatları yıllık bazda yüzde 198,7 oranında arttı. Metrekare fiyatı 13,091 TL olmuştur. En yüksek artış Mersin, en düşük artış ise Erzurum’da olmuştur. Görünüm çok da iç açıcı değil gibi sanki.

Yorum sizin!

Gelelim konut mevzusuna;

Öncelikle ülkemizde inanılmaz bir konut açığı vardır. Kiralar artık kredi taksitini geçmiş. Konut hakkı Anayasal bir haktır. Devlet de bunun önlemini alır. Konut sahipliliği gerilerken yabancılara konut satışı insanların gözüne gözüne batmaktadır.

Hükümetin açıkladığı 250 bin konut için bugün 2 milyon başvuru olmuştur.

Ekim sonuna kadar bu rakam daha da artacaktır.

Proje 2+1 konutların fiyatı 608 bin, 3+1 konutun başlangıç fiyatı 850 bin olarak açıklandı.

Burada başlangıç fiyatı söylemine dikkat çekmek istiyorum. Yani büyük ihtimalle giriş katı olan bir daire fiyatı. Yerine göre, güney yönüne bakmak, manzaralı daire olması fiyatını artıracaktır. 2+1 daire başlangıç taksit tutarı 2280 TL ve 3+1 dairenin taksit tutarı ise 3.187 TL’dir.

Müracaat için 500 TL bedel talep ediliyor. Yüzde 10 peşinatla 240 ay vadelidir. Buraya kadar her şey güzel gibi duruyor.

Aslında şeytan ayrıntıda gizli!

Vatandaş taksit tutarlarının sabit olduğunu sanıyor. Oysaki bu oranlar değişken tutarlıdır.

2023 başında inşaat başlayacak 2025 yılında teslim edilecek diye planlandı.

Kabaca şöyle bir hesap yapalım; Önümüzdeki yıl enflasyon oranının yüzde 60 olarak tahmin edelim. Memur maaşları da o oranda artacaktır. 2024 yılında memur maaşlarına yüzde 20 oranında zam geleceğini öngörelim. Kalan 18 ayda da yüzde 20 olacağını baz alırsak 3+1 evin değeri 7,9 milyon olacak.

Hadi ben kötü niyetliyim!

Zam artışı yüzde 10 olursa evin fiyatı 2,8 milyon TL olacaktır. Bu kadar yüksek değerli konutun taksit ödemelerini de siz hesaplarsınız artık.

Peki, asgari ücretin 5.500 TL olan, çalışanların yüzde 54 oranı bu tutarda maaş alan insanlar bu şartlarda ev alabilir mi?

Alamayacağı net görünüyor.

Bundan Hükümetin haberi, bilgisi olduğu tartışılmaz. Hükümet bu eleştirilere ‘’ek iş yapılmalı, tanıdıklardan para alınmalı’’ gibi eleştirilmeye değmeyecek şekilde yaklaşmaktadır.

Amacın açık seçik seçim projesi olduğu nettir. Aslında hükümet bilmeden istemeden 2+1 ve 3+1 dairelerin taban fiyatlarını da belirlemiş olmaktadır.

İstanbul’a 30 bin konut yapılacak, her dairede 4 kişi yaşasa 120 binlik bir şehir oluşacaktır. Yer İstanbul Kanalı çevresi. Projenin kaynağı olan TOKİ’nin böyle bir bütçesi yoktur.

Bu da gösteriyor ki dar gelirli vatandaşların konut sahibi olması çok zor olacaktır. Şahsi görüşüm; tutarlı olmayan, kaynağı açıklanamayan, alelacele seçim propagandası olan proje yapılmayacağıdır.

Ülke inanılmaz şekilde ayrışmıştır. Bir kesim ülkemizin uçtuğunu, dünyanın en saygın ülkesi olduğunu söylerken diğer taraf tam tersini söylemektedir.

Dünya yeniden konumlanırken, masada kartlar yeniden karılırken, bu kadar bozulmuş gelir dağılımı, yüksek kur riski, yüksek enflasyon ve 10 milyon sığınmacı yükü ile dezavantajlı bir konumdadır.

Belirsizliklerin ortadan kalkması için hemen seçim olmalı ve Bilimsel yaklaşımlı ülke yönetimi gerekmektedir.

Kaybedilecek bir saat bile yoktur!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Behçet Uyanık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Haberma, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?