Kurumsallaştıramadıklarımızdan mısınız?

“Başarılı bir kuruluşun göstergesi, problemleri olup olmadığı değil, problemlerin geçen senekilerinin aynısı olup olmadığıdır.” John Foster Dulles

Bugün, Soğuk Savaş yıllarında ABD dış ilişkilerindeki stratejiyi planlayanlardan birisi olan Dulles ile başlayalım. Ne stratejiymiş arkadaş, aynısını günümüzde de uyguluyorlar. Hani Avrupa’yı iyice düşkün hale getirmeden müdahale etmemişlerdi ya kışın gelmesini avuçlarını ovuşturarak beklediklerine iddiaya girerdim rıza olsa. İddia demişken bugünlerde çok revaçta olan şeylerden Milli Piyango’nun haberi var mı diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Kaçak bahis oynayanlar dağın başında ortam hazırlıyorlar. Jandarma baskın yapıp ceza kesiyor. Alet ekipman kalmıyor ellerinde ve bu sefer bahis konusu yolun sağından mı araba gelecek yoksa solundan mı? İskoçya 2. Ligindeki Albion Rovers-Forfar Athletic ile uğraşacağına kendine faydası olan bir şeylerle meşgul olsa kalbi kadar temiz bir özgeçmişle mezun olmaz değil mi insan.

İnsan demişken, yaşamı boyunca pek çok ortamda bulunmak durumunda kalır ve bulunduğu ortamı benimsediğinde orasının gelişmesi için çaba sarf eder. Çalıştığı işyerini başkasına söylemekten yüksünme kişinin örgütsel bağlılığının ve örgütsel vatandaşlık bilincinin sorgulanmasına neden olur. Dahası bunu anlayan muhatabı orada bulunmama veya orayla ilgili süreçlerde yer almamak için önyargı geliştirir. Ondan sonra da isterseniz dünyanın en gelişmiş sistemini uygulayın sonuçları ortaya çıkana kadar kimse oraya yaklaşmak istemediği gibi başkalarını da oradan alıkoymaya yönelik davranış ve tutumlar sergiler.

Kişiye dayalı sistemler her zaman çökmeye meyillidir. Doğal olarak bu tür bir yönetim yöneteni de yıpratır ve yaptığı işten zevk almak bir yana kendini bile tanıyamadığı durumlara düşürür. Bu yüzden kurumsallaşma kamu hizmetinde en önemli noktalardan birisi olmalıdır. Kültürümüze baktığımızda bütün kararlar alınmadan önce istişare mekanizması çalıştırılmıştır. Böylece herkesin doğrularını bir araya getirmek mümkün olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Atatürk herhangi bir şey yapmadan evvel o konuyla ilgili memlekette kim varsa onların bilgisine başvururmuş. İnkılap Tarihi dersinde anlattıklarını halen hatırladığımı görse İsmet GÖRGÜLÜ hocam gurur duyardı herhalde. Kararlara katılım olduğunda örgütlü yapılarda herkes süreçlerde daha hevesli olacağı için kararların başarıya ulaşma olanağı da artmaktadır. Böylece bireylerden daha çok örgütün kendisi önemli hale gelir. “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır” derken de aslında kurumsallaşmaya vurgu yapıyordu Büyük Önder.

Yukarıda anlattıklarımdan da anımsayacağınız şekilde kurumsallaşma kişilere bağlı olmadan sistemi işletmek anlamına geliyor. İşletmeler açısından durumu değerlendirmek gerekirse insan ihtiyacını sürekli olarak karşılamayı hedefleyerek ve birincil amacı hayatta kalmak olan firmaların sürdürülebilirliği için kurumsallaşması gerekiyor. Genelde yurtdışından ya da yurtiçinde fabrika barındırmayı kendisi için maliyet olarak gören firmaların siparişlerinden önce sorguladıkları şeyler arasında kurumsal bir yapının olup olmadığı önde gelen hususlar arasında. Müşteri zoruyla bir şeyleri yapmak zorunda kalmaktansa kendi faydamı gözeterek onların beklentisinin üstünde işleri gerçekleştirebiliyor olmam sürekli nitelikli müşterinin muhatabı olacağım gibi katma değeri yüksek işler sayesinde daha güçlü hale geleceğim anlamına gelir.

Aynı şekilde kamu kurumları için de bireysel hedeflerden çok kurumsal hedefler belirlemek ve bunun için çalışmak gerekiyor. Kamuda sürekli olarak yapılması istenen ve genel stratejiyi gerçekleştirmek için kurumlara sürekli olarak sorumluluk yükleyen stratejik planlar aslında bunun için yapılıyor. Yapılması gereken buyken yapıldığı hali sonunda içler acısı durumlar gözlemlenebiliyor. Arama motorunu aç, isimleri değiştir al sana stratejik plan şeklinde uygulayınca ister istemez herkes kendi üzerindeki sorumluluğun farkında olmadan işleri bildiği şekliyle yürütmenin derdine düşüyor. Kamu hizmeti yapan herkes bir bayrak yarışı içindedir. Verilen görev layıkıyla yapılmaya özen gösterilmesi gerekir. Böyle olmadığı zamanlarda bu sefer insan ilişkilerine dayalı ve örgütü ileriye götürmekten çok gerileten bir yapı oluşur.

İnsanlar kendi işleriyle meşgul olmaları gerekirken kendileri için kurtarıcı aramaya başlarlar. Felsefe konusundaki görüşlerinin çoğuna katılmadığımı bildirerek fikirlerini incelemek gerektiğini düşündüğüm bilim insanı Ahmet ARSLAN’a sorarsanız toplumlar bilgi üretmeyi bırakacak olurlarsa efsanelere yönelerek yetkin olmadığı alanları göz ardı ederler. Kimi zaman da muhtemel tüm liderlerin tümüyle dirsek teması kurarak kendi yerlerini sağlama almayı düşünenler de olur. Bir örnek üzerinden açıklamam gerekirse bir öğrenci velim vardı. Adamın altı çocuğu var ve düzenli bir işi yok. Her yetiştiremediğinde sırayla öğretmenleri dolaşıp borç isterdi. Bilenler gelmeyeceğini gördüğü için ya vermez ya da öğrencilerimizin mağdur olduğunu görerek yardım amaçlı bir şeyler verirdi. Bilmeyenler kulübü de her geçen ay kendine yeni üyeler edinirdi. Üniversiteye geçtiğimi duymuş ve ziyarete (!) geldi. Üzerimde para yok ve adam lafı açmasın diye memleketin çiçeğine böceğine kadar sordum. Hepsini cevapladı ama ben sadece sonu geciktirmiş oldum. O zamanlar genel seçimler var. Tam lafa girecekken seçimleri sordum. Hallettim cevabını aldım. Nasıl dediğimde ise hepsine hayırlı olsun demişti. Şimdi bu adamı kimin kurtardığının bir farkı mı var?

Adam sen de ne olacak bundan diyenler haklılar. Böyle de bir hayat yaşamak mümkün. Ancak biz kültürümüzün getirdiği şekliyle yaşamak için her geçen gün daha iyiyi yapmak için uğraşmalıyız. Bu nedenle de kişilerden bağımsız olarak kendimizin toplumu nasıl ileriye götürebileceğimize yoğunlaşmalıyız. Bu amaçla bugünlerde kişinin kendini gerçekleştirmesine yönelik kendi öğrenme yöntemini geliştirebileceği bir inkübasyon programı hazırlamaya başladık. İstekli olanın program dahiline girdiğinde kendini geliştirip çok güzel işler başarmaya doğru yol alabileceği bir sistem öngörüyoruz. Genelde sıfır bütçe ile iş yapmaya alıştığımız için de mevcut bütün olanakları taramaya başladık. BTK eğitimlerinin burada büyük faydalar getirebileceğini düşünüyoruz. Teknokentteki bütün şirketlerde nitelikli eleman ihtiyacı var ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz artık bilişim konusunda çok iyi bir küme oluştu. Ancak bizim firmaların yetiştirdiği elemanlara talip olanlar da çok. Ahmet Suat ÖZYAZICI’nın Trabzonspor’u gibi bitmeyen bir insan kaynağı oluşturmaya yönelik bir çabayı hedefliyoruz.

Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği ve her katıldığında kendisine yeni bir şey ekleyebileceği çalıştaylar planlanıyor. Bu sayede bir gün bir fırsat bulsam kendimi gösterebileceğim diyen herkesin katılabileceği bir platform öngörüyoruz. Birlikte saçmalama hakkımızı kullanacağız. İçeri girerken bütün kimliklerimizden sıyrıldığımız bir yenilik havuzu herhalde herkesi rehabilite edebilecek bir ortam oluşturur. Rahmetli Erol BÜYÜKBURÇ’a sormamışlardı ama biz soracağız. Daha önce de denemiştik. İlk toplantıya 20 civarı kişi katılmıştı. İkinci toplantı için ilk toplantıda karar alırken bir hocamız biz buraya geliyoruz ama buradan ücret alacak mıyız diye sormuştu. Ben de hayır dediğimde ikinci toplantıda 7 kişi kalmıştık. Üçüncü toplantıda 3 kişi kaldık ve biri girişim fikriyle ismini veremeyeceğim bir şirketin ortağı oldu. Sonuçta gelenin zarar etmeyeceği bir şey öngörüyoruz.

Bu hafta da yaptıklarımızı yukarıda anlattığım için şunları yaptık diye tekrar anlatmayacağım. Ancak İskenderun’a ilgili yaptığımız ziyaretin verimli geçtiğini söylemem lazım. Haftaya ne yazacağımıza gelirsek yükseköğretim kurumları yeni döneme başlayacağı için oryantasyon kavramının öneminden bahsedelim. Vakti zamanında biz şunları yapabiliyorduk artık yapamaz hale geldik dememek için kurumsallaşma ve kurumsal sosyal sorumluluğun bilincinde hareket etmemiz temennisiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Haberma, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?