Bankacılık kârı üzerinden Enflasyon!

Bu yazıma Bankacılık sektörünün üzerinden geçerek başlayacağım. Zira 25 yıl bu sektörün içinde aktif olarak çalıştım. Bankacılık kârı üzerinden Enflasyon okuması yapmaya çalışacağım.

Bankacılık sektörünün net kârı, TÜFE’ye endeksli tahvil gelirleri ve politika faizinden sağlanan düşük maliyetli fonlamanın etkisiyle Ocak-Haziran’da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400 artarak 169,15 milyar liraya yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun Haziran sonu verilerine göre sektörün kredileri yıllık bazda yüzde 60,3 artarak 6,3 trilyon liraya çıkarken, geçen yılsonuna göre kredilerdeki artış ise yüzde 28,1 oldu.

Sektörün 2021 sonuna göre aktif büyüklüğü yüzde 27,1 artarak 11,7 trilyon liraya çıkarken, mevduatlar da aynı dönemde yüzde 28,1 artışla 6,8 trilyon liraya ulaştı.

Kredilerin takibe dönüşüm oranı Haziran itibarıyla yüzde 2.49, sermaye yeterlilik rasyosu da yüzde 18,05 oldu.

Bu dönemde öz kaynak toplamı yüzde 43,9 artışla 1 trilyon 27 milyar 520 milyon liraya ulaştı. Sektörün haziran sonu itibarıyla dönem net karı 169 milyar 145 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18,05 seviyesinde gerçekleşti

Peki bu kârlar nasıl oluyor?

Ülke de Enflasyon; İSO’ya göre yüzde 99,1 ENAG adlı bağımsız enflasyonu araştırma kurumu ise yüzde 176,04 olarak açıklanmış, TUİK bile hemen hemen yüzde 80 olarak açıkladığı ortam aslında halkın hızla fakirleştiği, hanelerin alım gücünün bu sıcak yaz aylarında bile azaldığı ortamda oldukça dikkat çekici değil mi?

Bu rekor kârlar temelde iki yöntemle elde ediliyor.

Bankalar TCBM den yüzde 14 den fon sağlıyor. Maliyet ise kabaca yüzde 16-16,5 civarına geliyor. Kur korumalı mevduat yüzde 17 olarak bağlanıyor. Üzerindeki getiriyi devletimizin hazinesi ödüyor. Normal mevduat ise yüzde 19-22 arası oranlar piyasada mevcut. Banklar TCMB den yüzde 16,5 ile maliyetlendirdiği kaynağı ve halktan topladığı ortalama yüzde 20,5 maliyetli mevduatları piyasaya kredi olarak veriyor. Buradaki oranlar ise yüzde 35 civarında bir oran ortaya çıkıyor.(Devlet Bankaları hariç)

Hatta bazı özel bankalar yüzde 40-44 arası oranları müşterilerine bildirdikleri piyasada söylenmektedir. Daha hızlı finansman olan Faktöringlerde yüzde 45-50 oranlarında işlem yapılmaktadır.

Maliyet olan ortalama yüzde 16,5 kredi faizini de yüzde 35 olarak alırsak yüzde 18,5 bir fark oluşuyor. Bu fark göz alıcı bir farktır. Bazı uzmanlar yüzde 80 enflasyonda öz kaynak kârlarına bakarsak ve kredilerin ödenip ödenemeyeceği riskini de göz önüne alırsak çok da öyle olmadığını ortaya atıyorlar. Bu biraz ayrıntılı bir tartışma konusu olduğu için bu konuyu şimdilik geçiyorum. Benim gördüğüm ve kamuoyuna yansıyan yüzde 400 artışla 169 milyar Türk Lirası olarak gerçekleşmesidir.

TCMB de durum nedir?

TCMB rezervleri:

Altın: 30,3 milyar USD

Döviz:-23,8 milyar USD

Net:6,5 milyar USD olarak gerçekleşmiştir. 

Bu net rezervlerin içinde çok önemli oranda yerli ve yabancı bankaların swapları vardır. Yani Merkez Bankasının aldığı borç olarak tanımlayabiliriz. Bu swapları arındırdığımızda ise çıkan sonuç çok parlak görünüyor.

Altın:26,8 milyar USD

Döviz:-82,5 milyar USD

Net :- 55,6 milyar USD

Yani bugün TCBM borç olmayan direkt kasasına girecek bir 55,6 milyar USD olursa kasamız ‘’0’’ olacak. Aslında bir esnaf TL olarak bu durumdaki kasası iflas eder. Bu örnek Konunun anlaşılması için bir ironi ama durumun ne kadar körü olduğunu ortaya koymak içinde gereklidir.

TCMB Başkanının, hükümete yakın bir gazetede ekonomi yazıları yazarak başkan olması, hiçbir zaman hazineci olarak çalışmaması, iş adamlarının dolar stokladığını söyleyerek bir kesimi itham etmesi, zaten ihracatçının ihraç bedellerinin yüzde 40 oranını hemen TL ye çevirtmek suretiyle ellerinden alınması bir sorunu da ortada dururken bu konuşmalar size ne hissettiriyor acaba?

Bu arada ihraç bedellerinden alınan bu dolarlar, kulislerde doların 18 ve üzerine gelmemesi için devamlı satıldığı söylentileri de bir tarafa koyalım.

İyi bir şeyler yok mu diye bir düşündüm, yandaş diye adlandırılan gazete ve TV deki tartışmaları izledim, taradım, araştırdım. Ortaya iki konu çıkıyor. İngiliz Merkez Bankası tarihi faiz artışı yaptı. (Neden bizi bu kadar sevindirdi pek anlamadım)

Peki, ne olmuş faiz yüzde 1,75 (evet Birleşik krallık batıyor sanırım)

Diğer bir konu ihracat rakamları…

İlk 7 ayda ihracat 144,4 milyar USD olarak gerçekleşti. Bu bir rekordur ve ciddi bir başarıdır. Bu kadar olumsuzlukta insanı biraz gülümsetiyor dereken birden ithalat ve dış ticaret açığı aklıma geldi.

Dış ticaret açığı Temmuzda yüzde 144,5 artarak 10,6 milyar dolar oldu. Hevesimiz kırıldı değil mi?

Karşılaştırmalı olarak karşınıza getireyim ki daha net anlaşılsın.

“2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre, ihracat yüzde 19,1 oranında artışla 144 milyar 417 milyon dolar, ithalat yüzde 40,7 oranında artışla 206 milyar 399 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 15,4 puan azalarak yüzde 63,7 olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı 2022 Temmuz’da yüzde 144,5 artarak 10,6 milyar dolara yükseldi.”

Nasıl daha net oldu değil mi? Peki zafer naraları atılırken birden karşımıza çıkan bu verilere Bakan Muş; Enerji ithalatı rakamları düşersek.       (sanki üretimde enerji kullanılmıyor)

EUR/USD paritesi olumsuz etkiledi. (Bu parite sanki sadece bizi etkiliyor) diyerek açıklamalar yaptı.

Bu rakamlar ortada iken Bakanımız Sayın Nebati, Alman Bakanla koşuşmasını aktardı.

Sayın Nebati “Siz yüzde 10 enflasyonla sokağa çıkamıyorsunuz ama ben bu enflasyonla sokağa çıkabiliyorum” diyerek bizi biraz gülümsetti. Şöyle bir düşündüm bu rakamlarla demokratik ülkelerde çarşı pazara çıkabilmek büyük bir cesarettir.

Ankara sokaklarında çarşı pazar gezen bir Bakana hiç rastlamadım.

Siz rastladıysanız lütfen bana aranızda geçen konuşmayı yazın.

Çok merak ediyorum!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Behçet Uyanık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Haberma, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?