Odipus'un Gözleri

Menteşeleri sökercesine açmış, havada asılı kalan ipi çözmüş, son nefesini veren ölünün elbiselerinden altın iğneleri almış, aniden kendi gözlerine batırmıştı. Yüzü kan içinde kalan orta yaşlı adam, büyük bir utanç içinde ölen karısı ve hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklarının felaketlerine acıyla karışık isyan ediyordu... Yüreğindeki acı o kadar büyüktü ki... Oysaki gözlerini kör eden başka eller değildi, kendi elleriydi ve şimdi gözleri önceki gördüğünden daha iyi görüyordu.

M.Ö. 429'da Sofakles'in Atina' da yazmış olduğu tragedyanın son sahnesi oynandığında o günkü seyirciler büyük olasılıkla şaşkınlık içinde derin bir sessizliğe bürünmüş olmalıydılar.

Bahsi geçen tragedya çoğumuzun bildiği Kral Odipus' dur.

Antik dönemle günümüz arasında birçok şey farklı ve değişmiş gibi gözükse de, insan ve insanın kendini algılayışı ve yaşanılan durumları anlamlandırmaya çalışması hiç bir zaman değişmemiştir. Yüzyıllar geçmiş olsa da insanın kendi ile hesaplaşması hiçbir zaman değişmiyor.

İnsanoğlu her ne şekilde ve şartlarda yaşarsa yaşasın sorgulama ve sorgulattırma yeteneğini kaybetmiyor. Düşündürmek ve düşünebilmek için hep bir yol buluyor. Antik çağda da aynı duyguyu, çabayı görmekteyiz.

En basitinden her zaman olağan gibi gelen söylemlerde bile sanki araya serpiştirilmiş büyülü bir kaç kelimeyle "uyanın, aklınızı keşfedin, ona güvenin ve kullanın" dediklerini duyuyoruz. Özenle seçilmiş sözler yaşayan bir canlı gibi hala bizimle. Aslında hiçte kolay değildir, kimsenin tavuğuna kış demeden zor olanı kolay, basit anlatabilme...

Meselede bu değil mi?

İşte bu yüzden insan zekâsına bir kez daha hayran kalmamak elde değil. Mesela, o dönemlerde amfiteatrda oyunlar sahnelenirken seyirciyi oyuna çekmek ve düşündürebilmek için oyunun belli aralarında oyun kesilir ve seyircilere eserin gidişatını irdeleyen sorular sorulurdu. "Başkarakter ne yapmalı, ya da ne yapsa idi oyunun kaderi değişirdi?" gibi...

Hasan Ali Yücel klasikleri ile tragedyaları okumanızı şiddetle tavsiye ederken, eserde geçen Kral Odipus kelimesi çoğumuza aşina gelmiştir. Özellikler eseri okuyanlar için, tıp camiasına Odipus kompleksi terimini Freud'un kazandırması hiçte abes gelmemiş olmalı.

Sofakles' in eserindeki başkarakter Odipus, bir kehanet üzerine babasının öldüren kişi olacağını öğrenip, kaderinden kaçmıştır. Onu büyüten ebeveynlerini terk ederek kehaneti değiştirdiğine inanmıştır. Gerçekte ise, genetik ailesinin kimliklerini bilmeden onlarla karşılaşmış ve ilerleyen olaylar döngüsünde hayal bile edemeyeceğimiz bir sonla, kendi hayatıyla yüzleşmiştir. Oysa kahramanımız her zaman doğruları yapmaya çalışmıştır. Geriye baktığında ise kâğıttan kule gibi her şey yıkılmış, onuru ayaklar altına alınmıştır.

Elbette tüm okurlarımız bu tragedyayı okumamış olabilirler. Lakin er ya da geç onlarında kendilerine sorabilecekleri bir kaç soru ile hadi şimdi bizde bir ara verelim ve soralım!

Acaba sizlerin de hep doğru bildiğiniz şeyleri yaptığınızı sanarak ellerinizin boş kaldığı zamanlar olmadı mı?

Bu kadar çabaya rağmen Odipus gibi hazin sondan kaçamadığınız oldu mu?

Oysa bizler, biliyoruz ki, Odipus bir facia olmasın niyeti ile yollara çıkmış, lakin felakete adım adım daha da yaklaşmıştır. Sofakles'in bize göstermek istediği gözlerin kaybedildiği andır. Odipus'un aydınlandığı, esas görmeye başladığı an. Acaba Odipus, nasıl bir farkındalık yakalamış olmalıydı?

Tragedyayı okuyan herkesin verdiği bir cevap olduğunu duyar gibiyim...

Bizler; gözleri açık mı, yoksa bir rüyada mıyız?

Bilemiyorum!

Eminim ki Sofakles, Odipus' un gözlerini kör ederken bize birçok şey anlatarak, bizi de bir rüyadan uyandırmak istemiş olmalı.

Kıssadan hisse herkesin kendi içselliği ile kendi yaşamından bir parça bulabileceği tragedyayı şiddetle okumanızı isterim. Şimdi tanrılar tarafından cezalandırılan Odipus için sorma zamanı; "Gözleri kan içinde iken, gözleri açılmış olmasıyla" kastedilen durum kaderden kaçmak mı? Yoksa kaderle savaşmak mı?

Her şey bambaşka olabilir miydi?

Sizce?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yonca Asyalı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

Halil Ayata - Tarih ve Edebiyatla çok güzel bir bağlantı , düşünceye sevk eden güzel bir yazı , emeğe ellere sağlık , teşekkürler

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 18:07


Ankara Markaları

Haberma, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?