Ne bilmemiz gerekiyor?

“Ümmü Alemi bilirim” Allah dostu bir amca

Bir keresinde bir amcayla karşılaşmıştık. Kendisinde işimize yarar bir şeyler olduğu bilgisine ulaşınca acaba ne ister diye yanına vardık. Amcanın kullarla pek işi kalmamıştı ve bu hali beni ziyadesiyle etkilemişti. Sohbetimiz sırasında ben “ümmü alemi bilirim” demişti ve ben nasıl olur da bir kişi her şeyi bilir diye hayret etmiştim. Açıklamasını istediğimde orada bulunan bütün dağları, su kaynaklarını, yetişen otlarla çiçekleri ve kimin nerede kendisinin hayvan otlatmasına izin verdiğini anlattı. Kafamdan kaynar sular döküldü. Adam ihtiyaç duymadığı bilgiye erişmenin bir faydasının olmadığının canlı örneğiydi. Yaş almıştı ve yıllar geçti. Bir gün yolum düşerse artık cebimizdeki telefonlarla kayıt yapma olanağına eriştiğimiz için bizden sonrakilere de kalması için bir çalışma yapmayı düşünüyorum. İnşallah ben böyle şeylerle uğraşabilecek kadar yoğunluğumu azaltana kadar yaşar. Yaşamasa da bu satırlarla pek çok defa hatırlanacak hale geldi. Bilim insanı olmanın en güzel taraflarından birisi bu. Yazdığınız şey sizden yıllar sonra bile kullanılır halde oluyor. Bir hocamız hatta “amel defteriniz kapanır ama atıf defteriniz kapanmaz ona göre yazın” derdi. İyi işler yapanların defteri neden oldukları iyilik sonlanmadığı için kapanmıyormuş. Sebep olduklarınız haricinde kötü bir şey yapma ihtimalinizde ölümle sonlandığına göre bu iyi bir şey gibi görünüyor.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Bugünlerde yaşadığımız iklimde en çok değerlendirmemiz gereken hususlardan birisi olarak görüyorum bunu. Hepimiz bir şekilde işimizi yaparken birtakım beceriler ortaya koyuyoruz. Bunların bizden sonrakilere kalması için yaptığımız işle ilgili geliştirdiğimiz yöntemleri onlara aktarmamız gerekir. Böylece onların da mesleğin gereklerini yerine getirmelerinde öncülük etmiş oluyoruz. Bunu hep usta-çırak ilişkisi çerçevesinde değerlendirmenin topluma faydalı olacağını düşünürüm.

Yeni yetişen nesli eskiden bir meslek erbabının yanına verirlerdi. Bu sayede onun hem meslek edinmesi sağlanır hem de ticaretten sosyal ilişkilere kadar onları rol modeli olarak kullanmaları ve böylece de mesleğin devamı sağlanırdı. Bugün söz verdiğimiz know-how kavramı da aslında diğer pek çok kavram gibi bizim toplumumuzda her zaman var olan ancak biz yazına ekletme konusunda çoğu zaman olayın ehemmiyetini kavrayamamış olduğumuzdan batıdan bize doğru tekrar hatırlatılınca önemini hatırladığımız bir unsur.

İşletmelerin iş yapış şekilleri ile birlikte meslek erbabının ortaya koymuş olduğu yöntemlerin bir şekilde fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması anlamına geliyor. Hayatta kalmaları için sermaye, işgücü, makine ekipman ve doğal kaynakları işlemeleri gerekiyor genelde. Bunu etkin bir şekilde gerçekleştirenler verimliliği de gözettiklerinde diğerlerine göre rekabette öne çıkıyor. Bir fabrikada binlerce kişiyle ortaya çıkarılamayan performansın etkin bir şekilde yönetimle birlikte yüzü bile bulmayan sayılarla başka fabrikada elde edilebildiğini gözlemliyorum. Demek ki binlerce kişiyi verimsiz çalıştıranın yaptığı hata kadar yüzlere bile ulaşmayan rakamlarla bundan daha fazlasını gerçekleştirenin yaptığı bir doğru mevcut. İşte anlatmak istediğim şey de tam olarak bu. Doğruyu yapanın işletme içinde ve dışında süreçlerini belirleyerek iş akış diyagramları ve infografiklerle bu işin nasıl yapılacağını ortaya koyması ve bunun Fikri ve Sınai Haklarını korumaya alması onun daha da fazla benimsenmesini ve sektörde öne çıkmasını sağlıyor.

Kendi alanımla ilgili örnek vermem gerekirse Toyota firması yıllar boyunca rekabette ayakta kalabilmek adına Kaizen ve daha pek çok düşünceyi ve iş yapış şeklini en yalın haliyle başarılı bir şekilde uygulama marifetiyle Toyota üretim sistemi kavramını yazına eklemiştir. Rakipleri bir şekilde burada gerçekleştirilen faaliyetlerin ne olduğunu ve kendilerinin üretimde yaptıkları hataların neler olabileceğini kıyaslayarak bulmaya çalıştılar. Sonuç olarak Detroit’te pek çok firma beyaz bayrak asarken Toyota hem ABD’de hem de dünyanın pek çok yerinde en çok satan firma haline geldi. Aynı zamanda firmalar ortaya koymuş oldukları bilgi birikiminden de para kazanır hale geldiler. Üretim felsefesini anlatan kitaplar, kurslar ve eğitimlerle elde edilen sertifikalar kişilerin işe alımda önceliklenmesini sağlayan unsurlara dönüştü. Daha sonra binlerce dolar para vererek elde ettikleri sertifikalarla kendileri de bunları başkasına öğrettikleri kurslar düzenleyerek kendilerine yapmış oldukları yatırımın karşılığını binlerce kat artırarak aldılar. Eğitime yapılan yatırımın herkese çok daha büyük getirileri oluyormuş demek ki.

Bir işin nasıl yapıldığı ile ilgili sırrı paylaşmanın işletmenin bir daha iş yapmasını engelleyecek bir unsur gibi düşünenleri bir kenara bırakırsak adamlar böylece sektörü yönlendiren firma olarak yaptıkları bütün Ar-Ge ve inovasyonun karşılığını piyasadan çok daha fazla almaya başladılar. Yerelde bir örnek vermem gerekirse Kahramanmaraş’ta ilk iplik ve dokuma fabrikasını kurduklarında bunu herkesten saklamak yerine işin nasıl yapıldığını her gelene en küçük ayrıntısına varıncaya kadar anlatanlar bundan zarar etmediler. Sadece kendileri bu sektörde kalmış olsaydı büyük ihtimalle şu anda ülkemizin 16. büyük sanayi şehri olamayacaktık. Bu arada veride üçüncü pay kamu satışlarından geliyor ve ilimizin burada da payı bulunmaktadır. Ayrıca bir alyan anahtarı bile bulmak için İstanbul’un kapısını çalmak gereken zamanlardan şehirde sanayinin ihtiyaç duyabileceği makine ve ekipmanın üretimini gerçekleştirebilecek şekilde bir altyapı elde edilmiş oldu.

Yatırım yapma aşamasında kişilerin sermayeye ulaşım noktasında pek çok teşvik unsurunu değerlendirmeleriyle artık çok bir kısıtı kalmadı. Merak edenler için Kalkınma Ajanslarının çok güzel bir çalışması mevcut. www.yatirimadestek.gov.tr adresinden ulaşabileceğiniz çok güzel bir teşvik robotu oluşturmuşlar. Buradan yatırımın yapılabileceği yerden tutun ne oranda destek alınabileceğine kadar pek çok bilgi ilgili mevzuat ile birlikte sunuluyor. Böylece yatırımcı hangi kurumla ne şekilde muhatap olması gerektiğini buradan belirleyerek aklındaki fikri gerçeğe dönüştürmek için büyük avantaj elde ediyor. Bununla ilgili bilgiyi de kolay bir şekilde elde etmiş oluyor. Böylece biz de teknoloji transfer ofislerinin destek programlarından faydalanma modülü için önemli bir bilgilendirmeyi buradan gerçekleştirmiş oluyoruz.

Bilgiye ulaşım noktasında internet ve diğer kitle iletişim araçlarının gelişimiyle birlikte çok fazla problem yaşamıyoruz. Ancak bunların uygulanması konusunda sürekli danışma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Teknokentte yaşadıklarımızdan bir örnek verecek olursak sanayici yapmayı düşündüğü yatırımla ilgili bilgi sahibi olan hocayla görüşme talebini bize iletiyor. Biz de konuyla ilgili sanayiciye faydalı olabileceğini gördüğümüz hocayla iletişime geçiyoruz. İşle ilgili iş paketleri belirleniyor ve hangi gün neyin yapılması gerektiği tam olarak netleşince hocanın emeğinin karşılığı olan ücreti vergiler ve Teknokentin komisyonunu ekleyerek sözleşme imzalıyoruz ve karşıya fatura ediyoruz. İş bitirme belgesini aldığımızda hak edişleri hesaplayıp bordro üzerinden hocanın emeğinin karşılığını ödüyoruz. Bu mekanizma gerçekten de çok işe yarıyor. Ancak piyasanın tam olarak talep gösterebileceği alanlarda uzmanlığı olan hocalar bulma konusunda problem yaşayacak olursak diğer üniversitelerin mentör ağlarıyla etkileşime geçmek durumunda kalıyoruz. Bu nedenle sanayinin ihtiyaç duyabileceği alanlarla ilgili olarak özellikle teknik bilimlerin ve idari bilimlerin bölümlerinin yapılandırılması gerektiğini görüyoruz.

Gelelim Teknokentte ve odalarda yaptığımız işlere. Kahramanmaraş Moda ve Tasarım Akademisi projesiyle ilgili üniversitenin taahhüdü olan miktarın karşılanması için KSÜ BAP desteğine başvurduk. Süreçler ilerleyince artık bu projenin tamamlanmasıyla ilgili ödemeler ve raporları yazacağız. Elde ettiğimiz altyapının sürekli olarak kullanılmasına yönelik bir yönerge hazırlığımız da var. Potansiyel kullanıcılarımızla bir toplantı yaptık ve aylardır bizi her düzeyde çok zorlayan projenin başarılı olmasıyla mezun olma durumunda olan bir çocuğun kendisine sunulan olanaktan haberdar olduktan sonra gözünde oluşan parıltıyı gözlemlemek tüm yorgunluğumuzu aldı. Yapay zekâ sözel veri etiketleme projesiyle ilgili olarak da fizibilite çalışması tamamlandı. Onunla ilgili de nihai raporları hazırlayıp güdümlü destek projesi haline gelmesi için çalışmalara başlayacağız. Education 4.0 for youth projesi için de artık nihai etkinliği düzenleme vakti geliyor. 21-22 Haziran 2022 tarihinde bununla ilgili bir panel ve katılımcıların deneyimlerini paylaşacakları bir program hazırlıyoruz. Vakti müsait olanları bekleriz. Bu tür projeler sanayinin ihtiyacını daha etkin şekilde karşılayabildiği ve üniversite ile Teknokentin adının daha fazla duyulmasını sağlayacağı için Avrupa Birliği destekli işlere daha fazla odaklanmamız gerektiğini görüyoruz. Tekrardan hatırlatayım mesleki mükemmeliyet merkezi ile ilgili öneri hazırlamaya devam ediyoruz. Ben de varım diyen olursa başımızda yeri vardır. Ayrıca Teknokentin bu binasında göreve başlayalı bir yılı geçiyor ve burada rüzgârın olmadığı bir gün bile hatırlamıyorum. Bununla ilgili sürekli kafa yoruyoruz ve bir yandan Avrupa Birliği’nin 55’e uyum noktasında sınırda karbon vergisi uygulamaya başlayacağı ve enerji maliyetlerinin sürekli artıyor olmasıyla sanayicilerin yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaları gerekiyor ve diğer taraftan da buradaki hava hareketi ekonomik faydaya dönüşmüyor. Düşük verimliliği olan yerlerde bile çalışabilecek şekilde FSMH elde edilmiş olan bir firmanın Ankara’da bu işi yaptığını gördüm telefonla aradım ve şu e-postayı gönderdim;

“Merhaba. Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş.'de Teknoloji Transfer Ofisi'nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısıyım aynı zamanda TOBB aracılığılıyla Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası'nın akademik danışmanıyım. Prof. Dr. Haluk DEDA hocamızın Youtube'da yapmış olduğu bilgilendirme vasıtasıyla size ulaşıyorum. Ülkemizden bir şirketin bu alanda özgün tasarımıyla ve FSMH koruyarak bu işi yapmış olması bizleri gururlandırıyor. Bir yıldır bu görevi yürütmekteyim ve binanın çevresindeki alanda sürekli bir rüzgâr akımı bulunmakta. Sanayicilerimizin AB'nin 55'e uyum ve sınırda karbon vergisi uygulamaya başlayacak olmasından ötürü yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgisi her geçen gün artıyor. Ancak bir kişi bunun çalıştığını gösterdikten sonra hepsi yatırım kararı alıyorlar. Bu nedenle bu tür bir sistemin var olduğu ve yerli, milli imkanlarla sağlanabildiğini göstermek açısından sizden talebim 102 dönümden oluşan Teknokent arazisinde uygun bulunacak bir yere bir adet prototip düzeyinde bile olsa konulabilecek şekilde rüzgâr türbini temin etmenizdir (Teknokent ve üniversite Kahramanmaraş'ın Binevler semtine bakmaktadır ve neredeyse tüm şirket üst yöneticileri bu alana karşı ikamet etmektedir. Aynı zamanda Kahramanmaraş-Kayseri yolu üzerindedir. Böylece Kahramanmaraş’ta görmesi gereken herkesin markanızdan haberdar olmasını sağlayabilirsiniz). Bu sayede karbon izinin silinmesi ile ilgili ikna etme hususunda yatırıma teşvik edebileceğimiz gibi sizin gibi spin off firmaların da daha fazla kendisini tanıtma şansımız olur diye düşünüyorum. Aklınıza takılabilecek her türlü hususla ilgili 0 505 359 79 85 nolu telefondan ulaşabilirsiniz. Çalışmalarınızda kolaylıklar ve iyi günler dilerim.”

Sonuç olarak bir işin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili bilgiyi yazıya aktararak ondan para kazanmanın mümkün olduğunu görüyoruz. Nitekim kişi yarım yamalak dahi olsa bir girişimde bulunup sonra bununla ilgili hikayesini saati çok yüksek ücretlere aktarabiliyor. Asıl duayenler de girişimcilik satılması yerine girişimcilere destek olabilecek mekanizmalar üzerinde yoğunlaşıyor. Haftaya ne yazacağımıza gelince Avrupa Birliği desteklerinden bahsetmiş olduk. Onlardan neden daha fazla yararlanmamız gerektiğini anlatalım. Yatırım yapmak istiyorum ama süreçleri yapılandırmada yaşayacağım problemleri nasıl çözeceğimle ilgili kime danışacağımı bilemiyorum dememeniz temennisiyle.

Not: Kahramanmaraş’ta Ar-Ge ve inovasyon ikliminin gelişmesi için yapmış olduğu katkıdan ötürü OKNAL A.Ş.’ye ve Azmi KAPTANOĞLU Beye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

Talha - Çok güzel bir konu yazıya alınmış. Tebrikler Hocam.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Haziran 09:09


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?