Sabredenlerden olmak lazım

“Sabırla koruk helva, dut yaprağı atlas olur” Atasözü

Ne güzel erdem şu sabır. Acele ve özellikle de öfkeyle verilen tepkiler bir anda sizi dımdızlak ortada bırakabiliyor. Verdiğiniz tepki ne kadar haklı da olsa yerinde mi diye kontrolü kaybetmeyecek şekilde davranmak gerekir. Konu sabır olunca Hz. Eyüp (a.s)’ten bahsetmezsek olmaz. Vücudundaki yaralar artık diliyle Rabbini anmasını engelleyecek hale gelinceye kadar sabrı tercih ediyor. Biz ise trafikte yan baktın, bana şunu söyledin hatta bir şey söylemedin diye çıkışıp duruyoruz. Organizasyondaki hataya ilk başta neden olup ondan sonra bu neden doğru şekilde işlemiyor diye şikâyet etmek de ne kadar erdemli?; orası tartışılır.

Geçen hafta borsa üzerine yazacağımızı söylemiştik. Hadi başlayalım! Sermaye, bir girişimin başarıya ulaşması için temel unsuru teşkil etmektedir. En kötü fikrin bile yeterince fonlama gerçekleştiğinde başarılı olabildiğini göz önünde bulundurursak sermaye piyasalarına bir göz atmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Yeterli finansal kaynağınız olursa operasyonel kabiliyetiniz o oranda üst noktalara çıkar. Böylece uluslararasılaşma da dahil olmak üzere önünüze çıkabilecek engelleri aşma konusunda önemli bir avantaj elde edersiniz. Bunu genelde eski hocalarımız ekonomide paranın fonksiyonunu anlatırken kullanırlardı. Bunu damarda dolaşan kan gibi düşünebiliriz. Organizmanın hayatta kalabilmesi için bütün vücudu kanın dolaşması gerektiği gibi sermayenin de kalkınmaya yönelik bir ekonomik model uyguluyorsanız herkesin erişimine açık olması lazım. Sonuç olarak sermayenin de bir piyasasının oluşması sağlanıyor. Paraya ulaşım noktasında kreditörler (para sağlayanlar) bankalar ve benzeri kuruluşlar vasıtasıyla mevduat toplama ve dağıtma işini gerçekleştiriyorlar. Mevduatı topladıkları oranlarla dağıttıkları oranlar arasındaki fark da sermaye piyasalarındaki gelişmelere göre değişmekle birlikte genelde krediye ihtiyaç duyanın fazladan masrafa katlanması anlamına geliyor.

Ne yazık ki ülkemizde en karlı sektörler arasında bankacılık ve finans önde geliyor. Neden ne yazık ki dediğimi de anlatayım ki sermaye düşmanı olarak anılmayalım. Normalde üretime dayalı ve katma değeri yüksek ürünlerle inovasyona yönelik şirketlerin en karlı şirketler olması gerekiyor. Örneklerini incelemek isterseniz gelişmiş ülkelerin en değerli şirketler listesini inceleyebilirsiniz. Dolayısıyla buradan çıkarmamız gereken sonuç yukarıda bahsettiğim türden işletmeler yerine genelde katma değeri düşük işlerle uğraştığımızdır. Bunun çözümü de bilimi sürekli hayata rehberlik edecek şekilde kullanmaktan geçer. Böylece toplumun gerçekten ihtiyacı olan araştırmalar gerçekleştirmek ve onun bir olgu ile karşılaşmasından önce bununla ilgili geliştirilebilecek bütün girişimlerle ilgili bilgilendirilmesini sağlayacak çalışmalar yapmak gerekiyor. Yine iğne bize battı vesselam. Bilim insanlarının araştırmalarıyla toplumu yönlendirme misyonundan uzaklaşmadıkları durumlarda toplumun bunların sonuçlarını önemseyerek onların dediği şekliyle hareket etme eğilimine girdiğini görüyoruz. Bu nedenle denenmişin sentezi olarak karşımıza çıkan değerli bilimsel araştırmaları daha ciddiye almamız lazım.

Neyse biz dönelim sermaye piyasalarına. Menkul kıymetler piyasalarda yatırım aracı olarak kullanılan kıymetli kağıtları ifade etmektedir. Bunlara bakacak olursak şirketlerin çıkarmış olduğu hisse senetleri ve kamunun borçlanmaya yönelik çıkarmış olduğu bonolar ve daha pek çok şey karşımıza çıkar. Başka bir ifadeyle göstermek gerekirse alımı ve satımı gerçekleştirilebilecek her şeyle ilgili menkul kıymet oluşturmak mümkündür. Borsanın tarihini incelediğimizde antik çağlarda bile borsaya benzer şekilde oluşumların olduğu görülmektedir. Bilinen başka örnekleri elbette araştırılabilir ama şimdi Uşak ili sınırları içinde kalan Aizonai’de borsaya benzer bir oluşumun olduğu görülmektedir. İlerleyen yıllarda kaydı tutulabilmiş olan Belçika’nın Anvers şehrinde ve sonra da diğer yerlerde benzerlerinin açıldığını görüyoruz. Ülkemizdeki borsanın gelişimine baktığımızda Osmanlı döneminde Galata borsası ve Dersaadet Borsası gibi uygulamaların olduğu görülmektedir. Günümüzde de pek çok borsa bulunmakla birlikte genelde akla Borsa İstanbul gelir.

Peki borsa nasıl çalışır? Yatırımcılar şirketlerin çıkardığı hisse senetlerini ve diğer menkul kıymetleri burada aracılar vasıtasıyla alırlar. Alım neticesinde hissenin değeri artar. Kendi öngördükleri karı elde ettiklerinde hisseyi satılığa çıkarırlar ve sonuç olarak paradan mevduattan ve diğer yatırım araçlarından daha fazla kar elde etmeyi amaçlarlar. Şirketlerin hisselerin alım satım işleri aracılar tarafından yapılır ve ne kadar işlem hacmi gerçekleşirse onlar da oradan para kazanırlar. İşletmeler açısından değerlendirecek olursak işletmenin yönetimini ellerinde tutacak kadar hisseyi tutup gerisini borsaya sürerler. Böylece maliyeti olmadan paraya ulaşım olanağı sağlarlar ve daha kolay bir şekilde finansal yönetimi gerçekleştirirler. Ayrıca borsanın denetimine girdikleri için de işletmenin ekonomik öngörülebilirliği de artmış olur. Dönem sonunda da hissedarlarına temettü ödeme kararı alacak olurlarsa kişiler bu değerli kâğıdı ellerinde tutmuş oldukları için getiri elde edebilirler. Netice itibariyle borsadan fonlanan şirketler daha büyük yatırımlar yapabilecek hale gelirler ve istihdam arttığı gibi ekonomi de sağlıklı bir şekilde büyümeye başlar. Ayrıca işletmelerin paraya olan ihtiyacı doğal yollarla karşılanmış olduğu için bu tür bir ekonomiye doğrudan yabancı sermaye yatırımı bulmak da mümkün olur. Gelişen güvenle birlikte potansiyelini daha çabuk bir şekilde yakalama eğilimi olur.

Şimdi öyle bir anlattım ki ben de varı yoğu borsaya yatırasım geldi. Peki sayın hocam bu evini arabasını hatta her şeyini borsada kaybedenler nereden geliyor onlara da bir sözün yok mu derseniz genel olarak ekonomik açıdan finansal okuryazarlık düzeyine bakmak gerektiğini söylerim. Nitekim borsanın işlevselliğini yitirmesinin ve hacminin çok küçük kalmasının nedeni toplumun genel alım ve satım hareketlerinden kaynaklanıyor. Piyasalardaki güvensizlikle birlikte işletmelerin gelecekte hayatta kalabileceklerine yönelik kaygıların oluşması neticesinde dedikodularla spekülatörler bir hisseyi tepeye çıkarıp aynı gün alaşağı edebiliyorlar. Demek ki ne yapmak gerekiyormuş, borsada işlem yapmadan önce yapay zekâ ile çalışan sistemin algoritmasını iyice inceledikten sonra hisseleri takibe alıyormuşuz, piyasalarda değerleme için kullanılan oranların farkına varıp kendimiz hesaplayabilir hale geldikten sonra bu işi yapıyormuşuz. Yoksa bir Youtube kanalı veya köşe yazısındaki takipçi çekmek için verilen öğütlere kendimizi kaptırıp yatırım yapmıyormuşuz.

Bu kapsamda medya okuryazarlığının da önemli olduğunu görüyoruz. Bugünlerde Afrika kaynaklı dermatolojik belirtileri olan bir rahatsızlıkla ilgili basında sürekli olarak pompalanan bir haber furyasının olduğunu görüyoruz. Covid-19 başlangıcında olduğu gibi bir hava estiriliyor. Şimdiye kadar ki medya okuryazarlığım ve tecrübem gösteriyor ki birileri buna aşı ya da tedavi geliştiriyor ve devletleri kamuoyu baskısı ile bunu almaya mecbur bırakacak. Hani okullar başlamadan önce devlet okulunda şiddet, devlet okulunda cinayet, uyuşturucu ve taciz haberlerinden sonra özel okullar bu sene az zam yapacak haberleri gelir ya işte öyle bir şey. Hülasa, bir şirketin faaliyet alanıyla ilgili medyada normalden daha çok haber çıkmaya başladığında hissenin şişirilmeye çalışıldığı gibi bir deneyime kavuşuyoruz. Sektörde ihracat rekorları kırılıyor, sektörün daha da büyüyeceği tahmin ediliyor gibisinden haberlerle spekülatörlerin herkese kendi ucuza kapattıkları hisseleri satmaya çalışıyorlar diye anlamak gerektiğini düşünüyorum. Örnekleri de var ama hisse ismi vermek buradan doğru olmaz. Kesinlikle yatırım tavsiyesi değil ama ile başlayan şeyler de aslında kendi yatırımlarına müşteri çekmek üzerine.

Neyse, borsanın ne işe yaradığını ve doğru kullanıldığında çok güzel sonuçlar verebileceğini göstermiş olduk. Peki doğru şekilde yanılmadan nasıl yatırım yapacağız diye aklınıza gelmişse o zaman izah edeyim. Hissenin değeri düştü alayım yükseldi satayım dediğinizde bunun ekonomiye bir faydası olmuyor. Azıcık gelir elde ettiğinizde sattığınızda aslında o gelirin de erimesinin yolunu açmış oluyorsunuz. Böylece bir gün önce gelen bir gün sonra kaybolan bir parayı da kimse yatırıma dönüştüremiyor. Bu yüzden de uzun vadeli yatırımlar yapılmasını faydalı buluyoruz. Sonuç olarak ekonomi büyüyemez hale gelir ve al-sat işlemlerinden de sadece aracı firmaları zengin etmiş oluyorsunuz.

Gelelim Teknokentte ve odalarda yapılan işlere. KMTSO’da KSÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ile ortaklaşa Ar-Ge proje pazarı gerçekleştirildi. Güzel projelerin olduğunu deneyimledik. Emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Tüm stantları gezdik ve öğrencileri inkübasyon süreçlerine ve Kalkınma Ajansının Girişimci Geliştirme Programına yönlendirdik. Ayrıca çok güzel şeyler bulmuş olan çocukların bunların sanayide nasıl ekonomik faydaya dönüştürülebileceği yönünde bilgilendirilmesi gerektiğini de tespit ettik. Sonuç olarak ortaya çıkan değeri daha da değerli hale getirmek gerekli. Bunun için de disiplinler arası çalışmalara ihtiyaç olduğunu görüyoruz. İş birliği sayesinde büyümekten güzel bir şey olmasa gerek. Teknokentte de projeler olağan haliyle yürüyor. Daha yaşanabilir bir alan haline getirmeye yönelik çabalarımız yavaş yavaş sonuçlarını veriyor.

Sonuç olarak borsanın öcü olmadığını, toplumun potansiyelinden çok az bu alana ilgi gösterdiğini ama ekonominin çıkış noktalarından birisinin de burada olduğunu göstermiş olduk. Bu hafta medya okuryazarlığı kavramına da değindik bir sonraki hafta bize ayrılan sürenin sonuna gelmezsek bunun hakkında yazalım. Bir okurum hocam sürekli güzel noktalara temas ediyorsun ama toplumun bunlara hazır olması gerekmez mi diye sormuş. Haklısınız ama tarlanın ortasına oturup hasadın kendi haliyle olmasını beklemek bize göre değil. Bir yandan yapan bir yandan da bunlarla yapılacakların önünü açanlardan olmanız temennisiyle. Siz yeter ki korukla dut yaprağını devamlı bulunur halde tutun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

Haberma, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?