Emekli Tuğgeneral Ali Er Putin'in "kısmı seferbelik" ilan etmesini değerlendirdi

Emekli Tuğgeneral Ali Er, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "seferberlik" ilanıyla ilgili "Bu seferberliğin birinci hedefi; referandum bölgelerinde ortaya çıkabilecek asayiş sorunlarında kullanmak. İkincisi; geri bölgede angaje olmuş olan muhalif unsurları cepheye sürmek” dedi.

Video için play'e tıklayın

Er, Denetsk ve Lugansk'ta referandum kararına ilişkin ise “Putin, eğer işgal ettiği topraklarda referandum kararını vermişse doğal olarak referandumun sonucu bellidir. Bu referandumun sonucu uluslararası hukuk açısından geçerli midir? Değildir. Bunun dünya kamuoyunca ve Birleşmiş Milletler üyesi devletlerince tanınırlığının olamayacağını herhalde Putin de biliyor" değerlendirmesini yaptı.

Emekli Tuğgeneral Ali Er, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "kısmı seferbelik" ilan etmesini, savaşın Türkiye'ye ve Avrupa'ya yansımalarını ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi.

“PUTİN AÇISINDAN HEM ASKERİ HEM DE SOSYAL GEREKÇELERİ VAR”

Putin’in “kısmı seferberlik ilan” etmesiyle ilgili Er, şöyle konuştu:

“Kısmı seferberlik, öncelikle o ülkedeki seferberlik kanunu çerçevesinde, devletin aktive, seferber edeceği insan kaynaklarından sanayiye, ekonomide bazı ilave tedbirlere kadar gider. Bunların bir kısmının yürürlüğe gireceğini ifade eder ki bunlar da zaten açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla 34 yaşına kadar; son dönemde askerlik hizmetini yapmış genç kişilerin tekrar silah altına alınması gündemde. Bunun Putin açısından hem askeri hem de sosyal gerekçeleri var. Ülke içinde siyasi gerekçeleri var. Çünkü Ukrayna savaşından dolayı halk arasındaki huzursuzlukların artmasını istemiyor” dedi.

“TÜRKİYE’NİN BİR YILLIK SAVUNMA BÜTÇESİNE EŞDEĞER SİLAH YARDIMINI UKRAYNA 6 AYDA ALDI”

Putin’in seferberlik ilan etmesinin nedenine ilişkin Er, “Çok açık olan bir şey var. Rusya, özellikle Putin, Ukrayna’da hiç beklemediği kadar zor bir savaşın içine girdi. Zor da. İşler tersine döndü. Özellikle eylül ayı başından karşı taarruz hazırlıkları görülüyordu. Bütün batının buraya yaptığı silah yardımının ortak paydası yüksek ateş gücü sağlayan taktik ve operatif seviyedeki silahlardı. Çok yoğun bir silah yardımı oldu ki neredeyse Türkiye’nin bir yıllık savunma bütçesine eşdeğer silah yardımını Ukrayna 6 ayda aldı. Bu silah orada depolarda beklemeyecekti” değerlendirmesini yaptı.

“SEFERBERLİĞİN BİRİNCİ HEDEFİ; REFERANDUM BÖLGELERİNDE ORTAYA ÇIKABİLECEK ASAYİŞ SORUNLARINDA KULLANMAK”

Putin’in savaşa ilişkin yaptığı önceki açıklamalarını anımsatan Er, şunları söyledi:

“Bu işin daha evvel yaptığı açıklamalarda da yaşamsal bir noktaya geldiğini görmüş durumda. Bunun Putin’in gözünde Ukrayna’daki gelişmelerin yaşamsal noktaya gelmiş olması da daha önce açıkladıkları gibi ve nükleer silah kullanma komuta sistemlerindeki aşamaları en üst düzeye çıkarmalarına bakarak nükleer silah dahil her türlü kitle imha silahlarının bölgede kullanılma olasılığını gündeme getirdi. Bu çerçeve içerisinde böyle bir seferberlik ilanının doğal bir sonuç olduğunu düşünüyorum. Benim bir ayrı gördüğüm husus var; o da bazı analistler bu konuyu sanki yeni, taze kuvvetler ile cephenin güçlendirilmesi olarak çözümlemeye çalışıyorlar ama ben eğer öyle bir şey olursa Putin’in ikinci bir hatası olacağını düşünüyorum. Esas olarak bu seferberliğin birinci hedefi; referandum bölgelerinde ortaya çıkabilecek asayiş sorunlarında kullanmak. İkincisi; geri bölgede angaje olmuş olan muhalif unsurları cepheye sürmek. Dolayısıyla cephede savaşan güçlerde bir kuvvet tasarrufuna gitmek olduğunu düşünüyorum.

“SAVAŞIN AVRUPA’DA YAYILMA RİSKİNİ ÇOK CİDDİ OLARAK ÜST SEVİYEYE ÇIKARTMIŞTIR”

İkinci bir hedefi ise, bence en riskli ve tehlikeli olasılık bu; herhangi bir nükleer silah kullanma durumunda aynı şekilde kendi ülkesi içerisinde stratejik hedeflere doğru, Ukrayna’dan veya bunun sonu artık nereye kadar gider kimse bilemez, yapılacak bazı uzun menzilli, iş nükleer silah kullanımına kadar gidebilir, böyle bir durumda ülke içerisinde çıkacak karışıklıkların, tahribin, zayiatın su altında tutulması için içeride kullanmak üzere de ilave bir güç ihtiyacı doğabileceği hesabı ile bu iki amaca yönelik olarak da kısmı seferberlik ilan edildiği düşünüyorum. Ama bu önümüzdeki günlerde Ukrayna savaşının Avrupa’da yayılma riskini çok ciddi olarak üst seviyeye çıkartmıştır.”

“PUTİN, İŞGAL ETTİĞİ TOPRAKLARDA REFERANDUM KARARINI VERMİŞSE DOĞAL OLARAK REFERANDUMUN SONUCU BELLİDİR”

Putin’in Ukrayna’nın Donetsk ve Lugansk bölgelerinde aldığı referandum kararıyla ilgili olarak Er, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Putin, eğer işgal ettiği topraklarda referandum kararını vermişse doğal olarak referandumun sonucu bellidir. Bu referandumun sonucu uluslararası hukuk açısından geçerli midir? Değildir. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne dair sınırların değişmezliği kuralı çerçevesinde aykırı olduğu düşünüyorum. Dolayısıyla bunun dünya kamuoyunca ve Birleşmiş Milletler üyesi devletlerince tanınırlığının olamayacağını herhalde Putin de biliyor. Ama bu bence kendi iç kamuoyuna yönelik, ‘ben burada sizin çocuklarınız, vatan toprakları için şehit oluyorlar, hayatlarını kaybediyorlar’ söylemini güçlendirmek için bu toprakların Rusya’ya katılımının kendisine siyasi bir güç kazandıracağını düşünüyor diye değerlendiriyorum. Yoksa uluslararası arenada, referanduma gidilecek bölgelerdeki yeni durumun tanınırlığının olmayacağı apaçık.”

“AVRUPA’DA VE TÜRKİYE’DE UKRAYNA KAYNAKLI YENİ BİR GÖÇ DALGASI VAR”

Savaşın askeri, ekonomik ve sosyal açıdan yarattığı sorunlara değinen Er, şunları söyledi:

“Avrupa’da ve Türkiye’de Ukrayna kaynaklı yeni bir göç dalgası var. Bu göç dalgası çok dar bir zaman diliminde, 6-7 aylık bir süre içerisinde 5 milyonun üzerinde Ukraynalının ülke topraklarının dışına çıktığı biliniyor. Bunun yansımalarını biz kendi çevremizde de görüyoruz. Birincisi, ileriye dönük bu göçmenlerin bir kısmının özellikle Avrupa’da bir Ukraynalı diasporasını yaratması çok yüksek olasılık. Bunlar kolay kolay ülkelerine, Ukrayna ekonomisi çarkları tam olarak işleyinceye kadar dönmeyecekleri biliniyor. Ukrayna savaşı bu şekilde uzun süre devam ederse bu savaş en sonunda yayılma emaresi gösterecektir. Rusya, savaşı kaybettiği kesinleşme emareleri gösterdiğinde mutlaka ama mutlaka bu savaşı tırmandıracaktır. Bunun tırmanması da ilk emareleri işte Belarus’un alarm seviyesine ordularını çıkartması, bir taraftan da Sırbistan Devlet Başkanı’nın, bir devlet adamı ciddiyetine sığmayacak şekilde Twitter’dan yapmış olduğu savaş tamtamlarını, çığırtkanlığını çağrıştıran açıklamaları…”

“ULUSLARARASI POLİTİKADA, ULUSLARARASI İLİŞKİLER AÇISINDAN TÜRKİYE’Yİ ÇOK ZOR GÜNLER BEKLİYOR”

Savaşın Türkiye'ye yansımalarına ilişkin Er; "Türkiye'ye yansımaları hem ekonomik hem de uluslararası politikada, uluslararası ilişkiler açısından Türkiye’yi çok zor günler bekliyor. Türkiye sonunda bu savaşın tarafı olmasa da bu savaşın ibrelerini değiştirecek bir manivela elinde olan bir ülke. Bu nedir? Montrö Sözleşmesi, Türkiye’nin egemenliği altında. Burada alacağı kararlar dünyada dengeleri değiştirebilecek kararlardır. Bu tabi ki Türkiye’de de dengeleri değiştirecek. Sonuçlarını göreceğiz. Dolayısıyla bu savaşın sadece ekonomik sonuçları ile değil belki eğer yansırsa, genişlerse, tırmanırsa bunun siyasi sonuçlarının da bölgede çok daha büyük kırılmalara neden olması yüksek bir olasılık. Türkiye’ye bundan kazanç gelir mi? Türkiye’ye bundan her zaman için kazanç da gelir, yıkım da getirir” dedi.

“TÜRKİYE’Yİ ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ ÜYELERİ İÇERİSİNDE DEĞERLİ KILAN TÜRKİYE’NİN NATO ÜYELİĞİ, AVRUPA KULÜBÜNDEKİ KİMLİĞİDİR”

Er; Türkiye’nin konumuna dikkat çekerek, “Evdeki bir kuş, daldaki yüz kuştan değerlidir misali bugün Türkiye’nin batı kulübünde olması, NATO içindeki müttefiklik hukuku, Avrupa Birliği süreci içinde en azından ilişkilerinin devam etmesi, Avrupa Konseyi’nin kurucu üye olması, Helsinki Senedi ile Avrupa güvenlik mimarisi içerisinde bulunması gibi bütün bu batı kimliğini bir kenara koyup, ‘ben Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmak istiyorum’ demesi bile, böyle bir durumda, böyle bir aşamada Türkiye’nin yapabileceği en kötü seçeneklerden birisi olduğunu düşünüyorum. Bunun da sonuçlarını maalesef batıyla, NATO ile AB ile, ABD ile olan ilişkilerimizde görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Semerkant’ta verdiği bir fotoğraf var, dünya lideri konumunda. Sayın Cumhurbaşkanı’nın sadece şunu düşünmesi gerekir, Türkiye’yi orada değerli kılan stratejik önemidir. Ama Türkiye’yi orada Şanghay İşbirliği Örgütü üyeleri içerisinde değerli kılan Türkiye’nin NATO üyeliği, Avrupa kulübündeki kimliğidir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN KISA VADELİ 3, 5 KURUŞ BORÇ AŞKINA TERCİHLERİNİ STRATEJİK OLARAK DOĞUYA ÇEVİRİP BATI İLE İLİŞKİLERİNİ TAMİR EDİLEMEZ BOYUTLARDA ZARAR VERMESİ EN BÜYÜK HATA”

Türkiye’nin batı kimliğinin önemli olduğunu ifade eden Er, “Eğer Türkiye, bu kimliğini kaybederse işte o Şanghay İşbirliği Örgütü’nün içerisindeki kuralsız devletler arasında onların kurallarını dinlemek zorunda olan bir devlet konumuna düşer. Ki bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ikinci yüzyılında yapabileceği en büyük stratejik hatadır. Ben bu Ukrayna-Rusya Savaşı’nın yansımaları çerçevesinde Türkiye’nin kısa vadeli 3, 5 kuruş borç aşkına kendi tercihlerini stratejik olarak doğuya çevirip batı ile ilişkilerini tamir edilemez boyutlarda zarar vermesinin Türkiye’nin yapabileceği en büyük hata ve Türkiye’nin de kaldıramayacağı en büyük kötü sonuç olacağını düşünüyorum” dedi.

 

22 Eyl 2022 - 17:27 Ankara- Gündem